
ELEŞTİRMEK KOLAYDIR , ZOR OLAN ÖNERİDE BULUNMAKTIR !
Bu yazıda hayatın içinden bir konudan bahsedeceğiz. ``Eleştiri``Eleştiri hayatın bir gerçeğidir bazen de bir şeyin daha iyisini yapmak için elzem de olabilir.
Hayatta yapıcı eleştirileri bir tarafa koyarsak genellikle insanları ``Eleştirenler ve Yapanlar ``diye ikiye ayırabiliriz.
Yapıcı eleştiriyi bir kenar koyarsak (Çünkü yapıcı eleştiri bir birikim gerektirir.)Eleştiri yapmak çok kolaydır ve çoğunlukla sorumluluğu da yoktur. Ama bir şey yapmaya soyunmak sorumluluk ve risk almayı gerektirir.
``Ama Hocam, bir taraftan bir şeyler yaparken öbür taraftan bazen siz de eleştirilerde bulunmuyor musunuz? `` dediğinizi duyar gibiyim.Yalnız bir şeyi daha iyi yapmak için yapılan eleştiri ile hem o konuda sorumluluktan kaçıp hem de eleştirmeyi bir tutamayız.
Mesela, cerrah ile katilin ellerinde kesici aletler bulunur.Cerrah kesme işlemiyle hastaya hayat verirken katil insan hayatına son verir.Cerrah iyi , katil kötü bir iş yapmış olur.Biz de eleştirileri yaparken bu ayrıma dikkat edersek eleştirirken daha az hata yapmış oluruz.
Ben, eğitim konusunda eleştiri yaparken olayı kişiselleştirmemeye dikkat etmeye çalışırım.Çünkü hepimiz aynı gemideyiz.Bazen bir konuda daha doğruyu bulmak için yapıcı eleştiri zorunlu da olabilir.
Eleştiri yaparken şunu da unutmamalıyız.Aslında hiç birimiz hatasız ve sütten çıkmış ak kaşık değiliz.Ama hiç olmazsa iyi niyetli olmak için elimizden gelen çabayı göstermeliyiz.
ELEŞTİRİ YAPMAK ÇOK KOLAYDIR !
Bir şeyi eleştirmek çok kolaydır. Önemli ve zor olan daha iyiyi yapabilmektir.
Bir zamanlar bir ülkede çok büyük bir ressam yaşıyormuş. Bu usta sanatının inceliklerini öğretmek için kurs açmış.
Bu kursta bulunan öğrencilerden azimli ve istekli öğrencilerden biri ustasından aldığı derslerden sonra bir gün ustasından Ustacığım, sizden aldığım derslerden sonra sanatınız inceliklerini öğrendim ; ustalık belgemi alıp sanatımı icra etmek istiyorum. demiş.Usta Delikanlı, şimdi senden acele etmeden en güzel resmini yapıp getir. demiş.
Delikanlı, gece gündüz çalışarak itina ile yaptığı resmi ustasına getirmiş. Ustası, Şimdi bu resmi al ve şehrin en işlek meydanına as demiş. Resmin altına da Bu resmi incelemeleri için astığını, hatalı görülen yerlere X (çarpı) işareti koymalarını rica ettiğini yaz. diye eklemiş.
Genç ressam ustasının dediğini yapmış. Ustası, birkaç gün sora çırağından resmi astığı yerden getirmesini istemiş. Genç ressam resmin yanına vardığında tam bir hayal kırıklığına uğramış. Çünkü resmin her tarafı X (çarpı) işaretleriyle doluymuş. Üzüntüyle resmi alarak ustasına götürmüş.
Ustası, genç ressamı teselli ederek tekrar bir resim yapmasını istemiş. Genç ressam tekrar gece gündüz ve itina ile çalışarak bir resim daha yapmış. Ustası resmi yine aynı yere asmasını istemiş. Yalnız bu sefer resmin yanına boya ve fırça koymasını, altına da Bu resmi incelemenizi, hatalı bölümler varsa alttaki fırça ve boya ile düzeltilmesini rica ediyorum. yazısını eklemesini söylemiş.
Genç ressam ustasını dediklerini yaparak resmi aynı yere asmış.Ustası, genç ressamdan birkaç gün sonra gidip resmi getirmesini istemiş. Resmin yanına varan genç ressam gördükleri karşısında şaşkınlığa uğramış. Çünkü resmin üzerinde hiç X (çarpı) işareti yokmuş, koyduğu boya ve fırçaya da hiç dokunulmamış.
Bu manzara genç ressamı sevindirmiş ve kendine güveni tekrar gelmiş.
Ustasının yanına vardığında Evladım, bu gün öğrenmiş olduğun dersten sonra artık eğitimin tamamlandı. demiş. Genç ressam ustasından bu iki durumu açıklamasını istemiş.
Ustası Evladım, yalnız işinde ustalaşman yeterli değildir. İnsanlara fırsat verildiğinde o konuda bilgisi olup olmadığına bakmadan eleştirmekten geri durmayacaklarını da öğrenmen gerekiyordu.
İlk resimde onlar bu fırsatı verdiğimiz için o konuda bilgileri olmadığı halde gözleri kapalı resmin her yerini X (çarpı) işaretleriyle doldurdular. Çünkü yaptıkları eleştiriler onlara hiçbir sorumluluk yüklemiyordu.
Ama aynı insanlardan buldukları hataları düzeltmeleri istenince bunu yapamadılar. Çünkü bir şeyi eleştirmek çok kolaydır. Önemli ve zor olan daha iyiyi yapabilmektir.'' dedi.
''Bir konuda eleştiri de bulunanlar ağaçları budayan bahçıvanlara benzerler.Usta bahçıvanların budadığı ağaçlar kısa zamanda serpilip bol meyve verirken acemi bahçınaların budadığı ağaçların gelişimleri sekteye uğrar, meyveleri azalır.Hatta daha kötüsü, bazı bilinçsiz bahçıvanların budadığı ağaçlar yanlış budama yüzünden kuruyabilir.Kısaca usta bahçıvanlar genç ağaçlara hayat verirken acemi bahçıvanlar da bilinçsiz budama yüzünden bir çok genç ağacı kurutur.Necip GÜVEN ''
Ey Acemi Bahçıvan Makasların Kırılsın !
Eleştiriler,eleştiriler
Yapıcı eleştiriler.
Eleştiriler,eleştiriler
Yıkıcı eleştiriler.
Ustalarım makaslarla
Kuru dalım buduyor.
Vurulan her makas
Bana hizmet ediyor.
Eleştiriler,eleştiriler
Yapıcı eleştiriler.
Eleştiriler,eleştiriler
Yıkıcı eleştiriler.
Onlar usta bahçıvan
Bense yedi gülveren.
Ülkeme hizmet eder
Köklerime su veren.
Eleştiriler,eleştiriler
Yapıcı eleştiriler.
Eleştiriler,eleştiriler
Yıkıcı eleştiriler.
Acemi bahçıvanlar
Canlı dalım kesiyor.
Vurdukları her makasta
Hafakanlar basıyor.
Eleştiriler,eleştiriler
Yapıcı eleştiriler.
Eleştiriler,eleştiriler
Yıkıcı eleştiriler.
Durun ey acemiler
Beni siz budamayaın.
Ağlıyorum zaten ben
Bir de siz ağlatmayın.
Eleştiriler,eleştiriler
Yapıcı eleştiriler.
Eleştiriler,eleştiriler
Yıkıcı eleştiriler.
Ey acemi bahçıvan
Maksların kırılsın.
Mahkemeler kurulup
Senden hesap sorulsun.
Eleştiriler,eleştiriler
Yapıcı eleştiriler.
Eleştiriler,eleştiriler
Yıkıcı eleştiriler.
Bahçıvanım Dürdane,
Bir tanesin, bir tane.
Bahçıvanım Müyesser,
Bıraktın büyük eser.
Bahçıvanım Gökhan Bey
Maraşın efendisi , güzel ağabey.
Bahçıvanım Basri Hocam
Sayende tüter bacam.
Eleştiriler,eleştiriler
Yapıcı eleştiriler.
Eleştiriler,eleştiriler
Yıkıcı eleştiriler.
Bahçıvanlık mesleği
Sevgi , özver ister.
Yanlış vurursan makası
O taze fidan biter.
Eleştiriler,eleştiriler
Yapıcı eleştiriler.
Eleştiriler,eleştiriler
Yıkıcı eleştiriler.
Ey acemi bahçıvan
Kaç fidanı kuruttun.
Dinle fidanın derdini
Eğit biraz kendini.
Eleştiriler,eleştiriler
Yapıcı eleştiriler.
Eleştiriler,eleştiriler
Yıkıcı eleştiriler.
Ey acemi bahçıvan
Maksların kırılsın.
Mahkemeler kurulup
Senden hesap sorulsun.
Necip GÜVEN Eskişehir 25 Temmuz 2010
DÖRT MAHALLELİ KASABA
Küçük bir kasabanın dört ayrı mahallesi varmış. Birinci mahallede Evet ama lar yaşıyormuş. Evet ama lar ne yapılması gerektiğini bildiklerini düşünürlermiş. Yapma zamanı geldiğinde ise "evet, ama" diye cevap verirlermiş. Cevapları hep yanlış olurmuş. Suçu başkalarına atmakta da ustaymışlar.
İkinci mahallede Yapıcam`lar yaşarmış. Ne yapacaklarını bilirlermiş. Kendilerini yapacakları şeye adım adım hazırlarlarmış, ama yapacakları sırada şanslarını kaçırdıklarının farkına varırlarmış. Bu mahallede insanların dizleri dövülmekten yara bere içindeymiş. Yaşamı ertelememek için verdikleri kararı bile ertelerlermiş.
Üçüncü mahallede yaşayan Keşkeci`lerin hayatı algılama güçleri mükemmelmiş. Neyin yapılması gerektiğini daima en isabetli şekilde bilirlermiş ama, her şey olup bittikten sonra. Keşke`cilerin de başları kanarmış hep, duvarlara vurmaktan!
Kasabanın en yeşil bölgesinde, en güzel evlerin olduğu mahallede ise İyikiyaptım`lar otururmuş. Keşkeci`ler bu mahallede yürüyüşe çıkar, etrafa hayranlıkla bakarlarmış.
Yapıcam`lar Keşkeci`lerle birlikte bu mahallede yürüyüşe çıkmak ister ama bir türlü fırsat bulamazlarmış.
Evetama`lar ise mahallenin güzelliğini görmek yerine, ağaçların gölgelerinin yeterince geniş olmadığından, güneşin daha erken saatte doğması gerektiğinden şikayet ederlermiş.
İyikiyaptım mahallesindeki insanların kusuru da, beyinlerinde mazeret üretme merkezlerinin olmayışıymış!.
Denize Düşen Yılana Sarılır ! ( Tayfun Usta )
Eskişehir’i tanıyanlar iyi bilir; Bursa’dan Eskişehir’e gelirken çevre yolu üzerindeki Anadolu Üniversitesinden Eskişehir Otogarına giderken çevre yolunun iki yanında oto tamircileri yer almaktadır.Otobüs firmaları da bizim bulunduğumuz yere Yanık Kahve durağı der.İşte ben o Yanık Kahve mevkiinde oto elektrik ve akü tamiri işiyle uğraşan Tayfun Ustayım.
Necip Hocam, yaklaşık 10 yıldır bizim yakınımızda oturur ve çevre okullarda görev yapar.Dükkanım onun yolu üzerinde olduğu için aşağı yukarı her gün dükkanlarımızın önünden geçer desem her halde yalan olmaz. Dükkanımızın önünden devamlı geçen Necip Hoca’mın çevremde vurduğumuz etiket ‘’Deli’’ dir.Yıllarca ben de insanlar ‘’Deli’’ dediklerine göre vardır bir bildikleri diyerek ben de topluma uydum.
Ta ki Kasım 2009’un başına kadar bu durum devam etti.Geçen gün ilk okul 4.sınıfa giden oğlum Ufuk’un matematik ödevi olarak mavi, kırmızı, sarı, yeşil toplar var.Şu şundan, şu da şundan, o da şundan şu kadar fazla ve toplamları şu kadar şeklinde matematik sorusunu çözmem için getirmesine kadar devam etti.
Problemi çözmek için saatlerce uğraşmama rağmen bir türlü çözemedim. Çevremdeki tamirci arkadaşlara hatta üniversiteye giden öğrencilere kadar kime sorduysam çözemedi.
Yalan söylemeyeyim bir üniversite öğrencisi bir saate yakın uğraşarak sonuca ulaştı ama ‘’Soruyu nasıl çözdün ?’’ sorusunun cevabını veremedi.
Ertesi gün sabah bizim yanımızda lakabı ‘’Deli’’ olan Necip Hocam dükkânımın önünden geçtiğini gördüm.’’Denize düşen yılana sarılır.’’ Sözündeki gibi son ümit olarak Necip Hocamın arkasından koştum ve onu bakkalda yakaladım.
Biraz da heyecanla ‘’Hocam, vaktiniz varsa bir soru soracağım.’’ dedim.O ise benim aksime sakin bir şekilde ‘’Sor bakalım.’’ dedi.
Soruyu ona da sordum.Cebinden kalemi çıkararak bizden boş bir kağıt istedi. Problemin mantığını ve çözümümün başka yollarını da anlatarak 30 saniye içinde verdiğim soruyu çözdü.Bir soru daha sordum, en ince ayrıntısına kadar açıklayarak onu da çözdü.
Çözmek ne kelime problemin mantığını eşime ve çocuğuma nasıl anlatmam gerektiğini de açıkladı.Biraz önce önümde dev gibi duran matematik sorusu adeta bir cüceye dönüşmüştü. Dün üniversite öğrencisinin çözemediği bir sorunun aslında ilk okul mezunu olan benim bile anlayabileceğim kadar basit bir soru olduğunu gördüm ve daha önce çözemediğim için hocamdan utandım.
Bizim yıllardır ‘’Deli’’ diye gülüp geçtiğimiz ve birazcık dinleme zahmetine katlanmadığımız Necip Hocam çok kısa süre içinde kendisi ve matematik hakkındaki ön yargılarımı paramparça etmişti.
Hemen ‘’Hocam, yazdığınız kitabı görebilir miyim ?’’ diyerek ilk yazdığı kitabı istedim. Çantasından ‘’Matematikle Barışıyorum’’ adlı kitabını çıkardı.Kitabın kapağını görünce şaşkınlığım bir kat daha arttı. Bizim hocamla ‘’Deli’’ diye dalga geçtiğimiz süre içinde hocamın kitabı 3. baskıyı yapmıştı.Hemen parasını verip kitabı aldım.
Şu anda ilk okul 1. ve 4.sınıfa giden iki çocuğum var. Bu zamana kadar onlara matematik çalıştırmak eşime ve bana ölüm gibi geliyordu.Hocamı tanıdıktan sonra ise oyun gibi gelmeye başladı.
Nasıl oyun olmasın ? Necip Hocam bana 4 takım tavla pulu aldırdı ve ‘’Bundan sonra matematiği oyun şeklinde öğreneceğiz.’’ dedi.Yazımın başında ‘’Denize düşen yılana sarılırmış.’’ dedim ama matematikte bana el uzatacak dost hemen yanımda imiş.Bunu geç te olsa anladım ama bedeli biraz ağır oldu. ( Oto Elektrikçi Tayfun Usta )
ASLA VAZGEÇME !
KENDİNİ YORGUN HİSSETSEN BİLE,
BAŞARI SENDEN KAÇSA BİLE
BİR HAYAL YOK OLSA BİLE,
GÖZ YAŞLARIN GÖZLERİNİ YAKSA BİLE,
KİMSE GAYRETİNİ FARK ETMESE BİLE,
NANKÖRLÜK ÖDÜLÜN OLSA BİLE,
ANLAYIŞSIZLIK SENİ GÜLMEKTEN ALIKOYSA BİLE
HATTA ;
HER ŞEY ANLAMSIZ OLSA BİLE,
YİNE ASLA VAZGEÇME!
SABIRLI OLMAN GEREKTİĞİNİ UNUTMA!
VAZGEÇMEMEK YAPABİLMENİN %95 İDİR.
Biiti kabus , geldi ümit çağları,
Hep birlikte budayalım bağları.
Sen, ben, o güçsüzüz amma
Biz olursak oynatırız dağları.( Necip GÜVEN )
Necip GÜVEN Eskişehir 06 Ağustos 2010
Devamını Oku.. Read full story
