Ey Allahım, Beni Yıkıcı Eleştirlerden Koru !

2 yorum


ELEŞTİRMEK KOLAYDIR , ZOR OLAN ÖNERİDE BULUNMAKTIR !

Bu yazıda hayatın içinden bir konudan bahsedeceğiz. ``Eleştiri``Eleştiri hayatın bir gerçeğidir bazen de bir şeyin daha iyisini yapmak için elzem de olabilir.
Hayatta yapıcı eleştirileri bir tarafa koyarsak genellikle insanları ``Eleştirenler ve Yapanlar ``diye ikiye ayırabiliriz.

Yapıcı eleştiriyi bir kenar koyarsak (Çünkü yapıcı eleştiri bir birikim gerektirir.)Eleştiri yapmak çok kolaydır ve çoğunlukla sorumluluğu da yoktur. Ama bir şey yapmaya soyunmak sorumluluk ve risk almayı gerektirir.

``Ama Hocam, bir taraftan bir şeyler yaparken öbür taraftan bazen siz de eleştirilerde bulunmuyor musunuz? `` dediğinizi duyar gibiyim.Yalnız bir şeyi daha iyi yapmak için yapılan eleştiri ile hem o konuda sorumluluktan kaçıp hem de eleştirmeyi bir tutamayız.

Mesela, cerrah ile katilin ellerinde kesici aletler bulunur.Cerrah kesme işlemiyle hastaya hayat verirken katil insan hayatına son verir.Cerrah iyi , katil kötü bir iş yapmış olur.Biz de eleştirileri yaparken bu ayrıma dikkat edersek eleştirirken daha az hata yapmış oluruz.

Ben, eğitim konusunda eleştiri yaparken olayı kişiselleştirmemeye dikkat etmeye çalışırım.Çünkü hepimiz aynı gemideyiz.Bazen bir konuda daha doğruyu bulmak için yapıcı eleştiri zorunlu da olabilir.

Eleştiri yaparken şunu da unutmamalıyız.Aslında hiç birimiz hatasız ve sütten çıkmış ak kaşık değiliz.Ama hiç olmazsa iyi niyetli olmak için elimizden gelen çabayı göstermeliyiz.

ELEŞTİRİ YAPMAK ÇOK KOLAYDIR !

Bir şeyi eleştirmek çok kolaydır. Önemli ve zor olan daha iyiyi yapabilmektir.

Bir zamanlar bir ülkede çok büyük bir ressam yaşıyormuş. Bu usta sanatının inceliklerini öğretmek için kurs açmış.

Bu kursta bulunan öğrencilerden azimli ve istekli öğrencilerden biri ustasından aldığı derslerden sonra bir gün ustasından Ustacığım, sizden aldığım derslerden sonra sanatınız inceliklerini öğrendim ; ustalık belgemi alıp sanatımı icra etmek istiyorum. demiş.Usta Delikanlı, şimdi senden acele etmeden en güzel resmini yapıp getir. demiş.

Delikanlı, gece gündüz çalışarak itina ile yaptığı resmi ustasına getirmiş. Ustası, Şimdi bu resmi al ve şehrin en işlek meydanına as demiş. Resmin altına da Bu resmi incelemeleri için astığını, hatalı görülen yerlere X (çarpı) işareti koymalarını rica ettiğini yaz. diye eklemiş.

Genç ressam ustasının dediğini yapmış. Ustası, birkaç gün sora çırağından resmi astığı yerden getirmesini istemiş. Genç ressam resmin yanına vardığında tam bir hayal kırıklığına uğramış. Çünkü resmin her tarafı X (çarpı) işaretleriyle doluymuş. Üzüntüyle resmi alarak ustasına götürmüş.

Ustası, genç ressamı teselli ederek tekrar bir resim yapmasını istemiş. Genç ressam tekrar gece gündüz ve itina ile çalışarak bir resim daha yapmış. Ustası resmi yine aynı yere asmasını istemiş. Yalnız bu sefer resmin yanına boya ve fırça koymasını, altına da Bu resmi incelemenizi, hatalı bölümler varsa alttaki fırça ve boya ile düzeltilmesini rica ediyorum. yazısını eklemesini söylemiş.

Genç ressam ustasını dediklerini yaparak resmi aynı yere asmış.Ustası, genç ressamdan birkaç gün sonra gidip resmi getirmesini istemiş. Resmin yanına varan genç ressam gördükleri karşısında şaşkınlığa uğramış. Çünkü resmin üzerinde hiç X (çarpı) işareti yokmuş, koyduğu boya ve fırçaya da hiç dokunulmamış.

Bu manzara genç ressamı sevindirmiş ve kendine güveni tekrar gelmiş.

Ustasının yanına vardığında Evladım, bu gün öğrenmiş olduğun dersten sonra artık eğitimin tamamlandı. demiş. Genç ressam ustasından bu iki durumu açıklamasını istemiş.

Ustası Evladım, yalnız işinde ustalaşman yeterli değildir. İnsanlara fırsat verildiğinde o konuda bilgisi olup olmadığına bakmadan eleştirmekten geri durmayacaklarını da öğrenmen gerekiyordu.

İlk resimde onlar bu fırsatı verdiğimiz için o konuda bilgileri olmadığı halde gözleri kapalı resmin her yerini X (çarpı) işaretleriyle doldurdular. Çünkü yaptıkları eleştiriler onlara hiçbir sorumluluk yüklemiyordu.

Ama aynı insanlardan buldukları hataları düzeltmeleri istenince bunu yapamadılar. Çünkü bir şeyi eleştirmek çok kolaydır. Önemli ve zor olan daha iyiyi yapabilmektir.'' dedi.

''Bir konuda eleştiri de bulunanlar ağaçları budayan bahçıvanlara benzerler.Usta bahçıvanların budadığı ağaçlar kısa zamanda serpilip bol meyve verirken acemi bahçınaların budadığı ağaçların gelişimleri sekteye uğrar, meyveleri azalır.Hatta daha kötüsü, bazı bilinçsiz bahçıvanların budadığı ağaçlar yanlış budama yüzünden kuruyabilir.Kısaca usta bahçıvanlar genç ağaçlara hayat verirken acemi bahçıvanlar da bilinçsiz budama yüzünden bir çok genç ağacı kurutur.Necip GÜVEN ''

Ey Acemi Bahçıvan Makasların Kırılsın !

Eleştiriler,eleştiriler
Yapıcı eleştiriler.
Eleştiriler,eleştiriler
Yıkıcı eleştiriler.

Ustalarım makaslarla
Kuru dalım buduyor.
Vurulan her makas
Bana hizmet ediyor.

Eleştiriler,eleştiriler
Yapıcı eleştiriler.
Eleştiriler,eleştiriler
Yıkıcı eleştiriler.

Onlar usta bahçıvan
Bense yedi gülveren.
Ülkeme hizmet eder
Köklerime su veren.

Eleştiriler,eleştiriler
Yapıcı eleştiriler.
Eleştiriler,eleştiriler
Yıkıcı eleştiriler.

Acemi bahçıvanlar
Canlı dalım kesiyor.
Vurdukları her makasta
Hafakanlar basıyor.

Eleştiriler,eleştiriler
Yapıcı eleştiriler.
Eleştiriler,eleştiriler
Yıkıcı eleştiriler.

Durun ey acemiler
Beni siz budamayaın.
Ağlıyorum zaten ben
Bir de siz ağlatmayın.

Eleştiriler,eleştiriler
Yapıcı eleştiriler.
Eleştiriler,eleştiriler
Yıkıcı eleştiriler.

Ey acemi bahçıvan
Maksların kırılsın.
Mahkemeler kurulup
Senden hesap sorulsun.

Eleştiriler,eleştiriler
Yapıcı eleştiriler.
Eleştiriler,eleştiriler
Yıkıcı eleştiriler.

Bahçıvanım Dürdane,
Bir tanesin, bir tane.
Bahçıvanım Müyesser,
Bıraktın büyük eser.

Bahçıvanım Gökhan Bey
Maraşın efendisi , güzel ağabey.
Bahçıvanım Basri Hocam
Sayende tüter bacam.

Eleştiriler,eleştiriler
Yapıcı eleştiriler.
Eleştiriler,eleştiriler
Yıkıcı eleştiriler.

Bahçıvanlık mesleği
Sevgi , özver ister.
Yanlış vurursan makası
O taze fidan biter.

Eleştiriler,eleştiriler
Yapıcı eleştiriler.
Eleştiriler,eleştiriler
Yıkıcı eleştiriler.

Ey acemi bahçıvan
Kaç fidanı kuruttun.
Dinle fidanın derdini
Eğit biraz kendini.

Eleştiriler,eleştiriler
Yapıcı eleştiriler.
Eleştiriler,eleştiriler
Yıkıcı eleştiriler.

Ey acemi bahçıvan
Maksların kırılsın.
Mahkemeler kurulup
Senden hesap sorulsun.

Necip GÜVEN Eskişehir 25 Temmuz 2010

DÖRT MAHALLELİ KASABA

Küçük bir kasabanın dört ayrı mahallesi varmış. Birinci mahallede Evet ama lar yaşıyormuş. Evet ama lar ne yapılması gerektiğini bildiklerini düşünürlermiş. Yapma zamanı geldiğinde ise "evet, ama" diye cevap verirlermiş. Cevapları hep yanlış olurmuş. Suçu başkalarına atmakta da ustaymışlar.

İkinci mahallede Yapıcam`lar yaşarmış. Ne yapacaklarını bilirlermiş. Kendilerini yapacakları şeye adım adım hazırlarlarmış, ama yapacakları sırada şanslarını kaçırdıklarının farkına varırlarmış. Bu mahallede insanların dizleri dövülmekten yara bere içindeymiş. Yaşamı ertelememek için verdikleri kararı bile ertelerlermiş.

Üçüncü mahallede yaşayan Keşkeci`lerin hayatı algılama güçleri mükemmelmiş. Neyin yapılması gerektiğini daima en isabetli şekilde bilirlermiş ama, her şey olup bittikten sonra. Keşke`cilerin de başları kanarmış hep, duvarlara vurmaktan!

Kasabanın en yeşil bölgesinde, en güzel evlerin olduğu mahallede ise İyikiyaptım`lar otururmuş. Keşkeci`ler bu mahallede yürüyüşe çıkar, etrafa hayranlıkla bakarlarmış.

Yapıcam`lar Keşkeci`lerle birlikte bu mahallede yürüyüşe çıkmak ister ama bir türlü fırsat bulamazlarmış.

Evetama`lar ise mahallenin güzelliğini görmek yerine, ağaçların gölgelerinin yeterince geniş olmadığından, güneşin daha erken saatte doğması gerektiğinden şikayet ederlermiş.

İyikiyaptım mahallesindeki insanların kusuru da, beyinlerinde mazeret üretme merkezlerinin olmayışıymış!.

Denize Düşen Yılana Sarılır ! ( Tayfun Usta )

Eskişehir’i tanıyanlar iyi bilir; Bursa’dan Eskişehir’e gelirken çevre yolu üzerindeki Anadolu Üniversitesinden Eskişehir Otogarına giderken çevre yolunun iki yanında oto tamircileri yer almaktadır.Otobüs firmaları da bizim bulunduğumuz yere Yanık Kahve durağı der.İşte ben o Yanık Kahve mevkiinde oto elektrik ve akü tamiri işiyle uğraşan Tayfun Ustayım.

Necip Hocam, yaklaşık 10 yıldır bizim yakınımızda oturur ve çevre okullarda görev yapar.Dükkanım onun yolu üzerinde olduğu için aşağı yukarı her gün dükkanlarımızın önünden geçer desem her halde yalan olmaz. Dükkanımızın önünden devamlı geçen Necip Hoca’mın çevremde vurduğumuz etiket ‘’Deli’’ dir.Yıllarca ben de insanlar ‘’Deli’’ dediklerine göre vardır bir bildikleri diyerek ben de topluma uydum.

Ta ki Kasım 2009’un başına kadar bu durum devam etti.Geçen gün ilk okul 4.sınıfa giden oğlum Ufuk’un matematik ödevi olarak mavi, kırmızı, sarı, yeşil toplar var.Şu şundan, şu da şundan, o da şundan şu kadar fazla ve toplamları şu kadar şeklinde matematik sorusunu çözmem için getirmesine kadar devam etti.

Problemi çözmek için saatlerce uğraşmama rağmen bir türlü çözemedim. Çevremdeki tamirci arkadaşlara hatta üniversiteye giden öğrencilere kadar kime sorduysam çözemedi.

Yalan söylemeyeyim bir üniversite öğrencisi bir saate yakın uğraşarak sonuca ulaştı ama ‘’Soruyu nasıl çözdün ?’’ sorusunun cevabını veremedi.

Ertesi gün sabah bizim yanımızda lakabı ‘’Deli’’ olan Necip Hocam dükkânımın önünden geçtiğini gördüm.’’Denize düşen yılana sarılır.’’ Sözündeki gibi son ümit olarak Necip Hocamın arkasından koştum ve onu bakkalda yakaladım.

Biraz da heyecanla ‘’Hocam, vaktiniz varsa bir soru soracağım.’’ dedim.O ise benim aksime sakin bir şekilde ‘’Sor bakalım.’’ dedi.

Soruyu ona da sordum.Cebinden kalemi çıkararak bizden boş bir kağıt istedi. Problemin mantığını ve çözümümün başka yollarını da anlatarak 30 saniye içinde verdiğim soruyu çözdü.Bir soru daha sordum, en ince ayrıntısına kadar açıklayarak onu da çözdü.

Çözmek ne kelime problemin mantığını eşime ve çocuğuma nasıl anlatmam gerektiğini de açıkladı.Biraz önce önümde dev gibi duran matematik sorusu adeta bir cüceye dönüşmüştü. Dün üniversite öğrencisinin çözemediği bir sorunun aslında ilk okul mezunu olan benim bile anlayabileceğim kadar basit bir soru olduğunu gördüm ve daha önce çözemediğim için hocamdan utandım.

Bizim yıllardır ‘’Deli’’ diye gülüp geçtiğimiz ve birazcık dinleme zahmetine katlanmadığımız Necip Hocam çok kısa süre içinde kendisi ve matematik hakkındaki ön yargılarımı paramparça etmişti.

Hemen ‘’Hocam, yazdığınız kitabı görebilir miyim ?’’ diyerek ilk yazdığı kitabı istedim. Çantasından ‘’Matematikle Barışıyorum’’ adlı kitabını çıkardı.Kitabın kapağını görünce şaşkınlığım bir kat daha arttı. Bizim hocamla ‘’Deli’’ diye dalga geçtiğimiz süre içinde hocamın kitabı 3. baskıyı yapmıştı.Hemen parasını verip kitabı aldım.

Şu anda ilk okul 1. ve 4.sınıfa giden iki çocuğum var. Bu zamana kadar onlara matematik çalıştırmak eşime ve bana ölüm gibi geliyordu.Hocamı tanıdıktan sonra ise oyun gibi gelmeye başladı.

Nasıl oyun olmasın ? Necip Hocam bana 4 takım tavla pulu aldırdı ve ‘’Bundan sonra matematiği oyun şeklinde öğreneceğiz.’’ dedi.Yazımın başında ‘’Denize düşen yılana sarılırmış.’’ dedim ama matematikte bana el uzatacak dost hemen yanımda imiş.Bunu geç te olsa anladım ama bedeli biraz ağır oldu. ( Oto Elektrikçi Tayfun Usta )

ASLA VAZGEÇME !
KENDİNİ YORGUN HİSSETSEN BİLE,
BAŞARI SENDEN KAÇSA BİLE
BİR HAYAL YOK OLSA BİLE,
GÖZ YAŞLARIN GÖZLERİNİ YAKSA BİLE,
KİMSE GAYRETİNİ FARK ETMESE BİLE,
NANKÖRLÜK ÖDÜLÜN OLSA BİLE,
ANLAYIŞSIZLIK SENİ GÜLMEKTEN ALIKOYSA BİLE
HATTA ;
HER ŞEY ANLAMSIZ OLSA BİLE,
YİNE ASLA VAZGEÇME!
SABIRLI OLMAN GEREKTİĞİNİ UNUTMA!
VAZGEÇMEMEK YAPABİLMENİN %95 İDİR.

Biiti kabus , geldi ümit çağları,
Hep birlikte budayalım bağları.
Sen, ben, o güçsüzüz amma
Biz olursak oynatırız dağları.( Necip GÜVEN )

Necip GÜVEN Eskişehir 06 Ağustos 2010

Devamını Oku.. Read full story

Biyolojiyi Sevdiren Güler Yüzlü Adam !

0 yorum


Biyolojiyi Sevdiren Güler Yüzlü Adam ( Kubilay İpek )

Yanılmıyorsam 2002 ekim-kasım aylarıydı. Okulumuzdaki bir çok öğretmen arkadaş gibi bana da sağlık çalışanları alımı sınavında görev verilmişti. Sınavın yapılacağı okula gittik. Sınav vakti yaklaşınca görevliler bize ikişer ikişer (salon başkanı, gözetmen ) kimlerle görev yapacağımızı bildirdi.

Sınav salonuna varınca karşıma o her zamanki haliyle mütebbessim yüzlü genç bir meslektaşla karşılaştım. Bir birimize kendimizi tanıtma sonucunda bu sımsıcak gülüşlü genç eğitimcinin Biyoloji Öğretmeni Kubilay İPEK olduğunu öğrendim.Sınav öncesi yaptığımız kısa sohbette aynı yolun yolcusu olduğumuzu öğrendik.Bir birimizin telefonlarını aldık.

O sınav sonucu aldığımız ücret daha önceki sınavlara göre çok iyiydi ; bu yüzden tüm arkadaşların yüzü gülüyordu. O görevli öğretmenlerin içinde belki de en çok sevinen bendim.Aldığımız sınav ücreti için mi? Yok canım, o para çok ta olsa bitmişti fakat o sınav benim Kubilay İPEK gibi genç bir eğitimci ile tanışmama neden olmuştu.Tanışma o tanışma bir daha bir birimizle irtibatı hiç kesmedik.

Kubilay Hocam ‘’Matematikle Barışıyorum ‘’ kitabımın taslağını inceler misin dediğimde nazlanmadan kabul etti, kısa sürede okuyarak yorumunu yazdı.Kitabımın basımı için yayın evleriyle iletişim kurdum.Bir yayın evi altı ay sonra ‘’Kitabını basmaya karar verdik.’’ dedi.Ben de doğal olarak sevinmiştim.Kitabın eylül ayına yetişip yetişmeyeceğini sordum , yetişmeyeceğini söyledi.Ne zaman basılabileceğini sorduğumda onun da belli olmadığını söyledi.Kitabı öne almak için aracı koyduğumda da yayın evinin editörü olan bayan ‘’Hocam, sizin herhalde aceleniz var.’’ dedi.’’Evet.’’ dedim. ‘’O zaman kitabınızı alıp istediğiniz yayın evine bastırın.’’ dedi.

Kitabı bastırmak için yayın evi ve sponsor arama çabaları sonuçsuz kalınca eğitimci yazar Canten KAYA Bey ‘’Senin kitabı Manisa’da benim kitaplarımda bir çoğunu basan ‘’Renk Yayınlarına’’ bastıralım.’’ dedi.Yayın evi ile görüşmemizde ‘’Arkadaşlar, kitabın basım hazırlıklarına başlayın ; ben son defa sponsor arayayım.’’ dedim.Para konusunu siz hiç kafanıza takmayın, ben en kötü ihtimali düşünerek bir bankayla kredi konusunu konuştum.’’ dedim.

Son sponsorluk arama sonuçları da boş çıkınca bankaya kredi için baş vurdum. Banka bir kefil istiyordu.’’Kubilay Hocam, bana kefil olur musun?’’ diye sorunca bir an düşünmeden ‘’Haydi, hemen bankaya gidelim.’’ dedi.İki yılda ödemek üzere aldığım krediyi yayın evine göndererek kitabı bastırdım.Fakat sıkıntılar içinde geçen o iki yılda Kubilay Hoca’mı da sıkıntıya sokmamak için çok dua ettim.İki yıl sonuda kredi ödemeleri bitince ‘’Yarabbi sana çok şükürler olsun !’’ diyerek derin bir ‘’Oh!’’ çektim.

Kubilay Hoca’m bu konu dışında da ne zaman sıkışsam ‘’Hızır’’ gibi imdadıma yetişmiştir.Ortanca oğlum Yasin’in sayısal derslerle arası önceleri hiç iyi değildi.İşin kötü yanı da gözü de ‘’Mimarlık’’ mesleğinden başkasını görmüyordu.( Şimdi de öyle ya…)

Sayısal derslerden olan biyolojideki sıkıntısını Kubilay Hocam’a açtığımda yine insanın içini ısıtan o sımsıcak gülüşüyle ‘’Hiç sorun değil, seni onu bana bir gönder.’’ dedi.Kubilay Hoca’nın Yasin’e olumlu etkisi daha ilk derste kendini belli etmişti.Elinde sihirli bir deynek mi vardı acaba? Çok kısa bir sürede Yasin’in biyoloji fobisi kayboldu.

Ben de ‘’Kubilay Hoca’m sen de biyolojiyi sevdirme konusunda kitap hazırlamaya başla , elime ilerde imkan geçtiğinde bu kitabın basımını ben üstleniyorum.’’ dedim.Sözümü hiçbir zaman unutmadım, bu konuda da çok kararlıyım.İtiraf edeyim ki bir çok konuda ‘’Kubilay Hoca’m’’ benden daha yetenekli.Aşağıdaki yazıları okuduğunuzda Kubilay İPEK Hocam’ın ne kadar yetenekli olduğunu siz de göreceksiniz.

‘’Ama siz kitap yazmışsınız o daha kitap yazmamış, bunun nedeni nedir? Kubilay Hoca’m benden zeki ama şimdilik benim kadar ‘’deli’’ değil.İşe bakın; Kubilay Hoca’m gibiler bana işin inceliklerini anlatıyor.Ben ise önce bu olayı bilgisayarda yazdırıyorum, sonra da ‘’Bu yazıyı acele olarak benim elektronik postama gönder!’’ diyorum.Bu yazıları bir araya toplayarak kitap yazıyorum.Bana ‘’yazar’’, Kubilay Bey’e ise Hoca’m diyorlar.

İnşaallah, çok yakında bir gün kitapçıların raflarında ‘’Biyolojiyi Çok Seviyorum’’ veya buna benzer bir kitap görürseniz yazarına hiç bakmayın sakın! Çünkü orada ‘’Kubilay İPEK’’ yazacak.Haydi Kubilay Hoca’m sana buradan sesleniyorum. ‘’Kitabını bitirmediysen hemen tamamla, Türkiye senin o harika kitabını bekliyor!

Kubilay Hocam, seni tanıdığım için çok şanslıyım.İyi ki varsın! Unutma ülken senden çok şey bekliyor.

‘’NELERİN YANLIŞ YAPILDIĞINI ÖĞRENİYOR OLMAK, DOĞRULARI YAPMAYA DOĞRU ATILAN BİR İLK ADIMDIR. Necip GÜVEN’’

KUBİLAY HOCAM'DAN ALDIĞIM EN BÜYÜK DERS !

Hani bu ülkede dinazorlar vardır ya, hani onlar 25-30 yıllık öğretmenliklerine güvenerek daha az kıdemli öğretmenlere tepeden bakarak adeta ''Karşı dağları ben yarattım.'' pozlarında burunlarından hiç kıl aldırmazlar ya.İtiraf ediyorum ki malesef 25 yıllık fiili meslek hayatımda bir türlü dinazor olamadım.25 yıllık fiili eğitimcilik hayatımda benden kıdemce büyük olanlardan çok dersler almakla birlikte mesleğinin ilk yıllarında olmasına rağmen pırıl pırıl genç rehber öğretmenlerimizden ve gibi pozitiflikte benden çok önde olan Kubilay Hocam'dan çok güzel dersler aldım.Bu derslerden en çarpıcı olanını anlattığında çok hoşuma gitti ve bunu yazmasını istedim.

Kubilay Hocam'ın bu reçetesini hangi öğrenci grubuna uyguladım ise çok iyi sonuçlar aldım.Hatta o zaman bu olayı Prof.Dr.Orhan Lisesinde Edebiyat Öğretmeni olarak çalışan Atike BIÇAKÇI Hanıma da anlatmış ve yazıyı vermiştim.Atike Hanım da bana ''Necip Hocam, Kubilay Hoca'mın yazısını dersine girdiğim öğrencilerle paylaştım.Benim öğrencilerim de ''Çok Doğru'' diyerek etkilendiler.O zamandan bu günlere Kubilay Hocamın bu metodunu ben de matematikten nefret eden öğrencilere uyguluyorum.Bu zamana kadar uyguladığım öğrencilerden Kubilay Hocamın dediklerine itiraz eden tek bir öğrenci bile görmedim.

Lafı daha uzatmadan Kubilay Hocamın bu olayını ve ''Biyoloji Dersini Sevme '' ile ilgili yazılarını birlikte okuyalım.

ÇOCUKLAR NE OLUR BANA ROL YAPMAYIN !


Eskişehir Atatürk Anadolu Meslek ve Endüstri meslek lisesi Biyoloji öğretmeniyim.2003-2004 eğitim öğretim yılında sınıf öğretmenliği dersinde başarısızlığı fazla olan öğrencilerime yaptığım konuşmadır. Bu konuşmam sonunda öğrencilerim bana hak verdi ve bazılarında olumlu yönde değişmeler gözlemledim.
..............................................................................................

Derslerinizde çok başarısızsınız! Karnelerinizi alıp evlerinize gittiğinizde sizi azarlayacaklar ve hakaret edecekler. Hatta size aptal, geri zekâlı diyecekler. Okuldaki öğretmenleriniz size tembel, hiçbir işe yaramaz, bir şeyi anlayamayan öğrenciler gözü ile bakacaklar. Ama siz ne aptal, ne geri zekalı, ne anlayışsız kişilersiniz. Bunu bana yutturamazsınız. Siz etrafınıza böyle görünmek için bilerek rol yapıyorsunuz.

Bir insan aptal veya geri zekâlı ise şunları yapamaz!

1.Evinden okula gelip tekrar evine gidemez. Siz gidiyorsunuz!
2.Cep telefonlarının bütün özelliklerini öğrenip kullanamaz. Siz maşallah!
3.Internet salonlarında bilgisayar kullanamaz. Siz onda da bizi yaya bırakıyorsunuz!
4.Alışveriş yaparken para verip üstünü alamaz. Siz alasını yapıyorsunuz!
O zaman sadece çevrenizdekilerin sizi böyle görmesi için rol yapıyorsunuz. Çünkü bu sayede pek çok sorumluluğu ve yapmanız gereken işleri yapma zahmetinden kurtuluyorsunuz. Ama beni kandıramazsınız. Zaten rolünüzü de hiç iyi oynayamıyorsunuz. İstediğiniz zaman çok zor olan şeyleri bile başarabileceğinizi biliyorum.Hadi rol yapmayı bırakın ve kendiniz olun !!!…

Kubilay İPEK

BİYOLOJİYİ SEVEBİLİRSİNİZ

Okul hayatında öğrencilerin en fazla şikayet ettiği konuların başında dersi sevmemeleri gelir.Bu önyargılardan, başkalarının anlattıklarından, ders saatinden veya öğretmenin davranışlarından kaynaklanabilir.Ancak her ne olursa olsun bunda dersin, konuların veya içeriğinin hiçbir suçu yoktur.En iyi savunmalardan biride “ileride bunlar ne işimize yarayacak” cümlesidir.Öğrencilere sorduğumuzda sevmedikleri derslerin başında Matematik, Fizik, Biyoloji gelir.Ama ne olacaksınız derseniz Doktor, Mühendis, Pilot vs. cevabını alırsınız.Sevmediği bir dersin uzmanlığını nasıl yapacaklar? Yapmayacaklar.En iyi yol hedef değiştirmek.Farklı bir alan seçmek; mesela futbolcu, kamu işçisi, memur vs.

Bunları yazmamın sebebi şuydu :İsmi ne olursa olsun dersi sevmek bizim elimizde(Önce bunu anlamak lazım!)
Peki nasıl seveceğim? Cevap : Anlaşılır,kolay akılda kalır ve eğlenceli hale getirerek.

Ders kitaplarında çok sıkıcı cümleler vardır ve öğretmenler genelde kitabı okutur.Okuyan dahil herkes içi geçerek dinler veya dinlermiş gibi yapar.
Anlatan da dinleyen de şu ders bitse de dışarıya çıksak diye düşünür.

Ama ben de Necip Hocam gibi dersi ilginç hale getirmek için neler yapabilirim diye düşünürüm.Daha sonra düşündüğüm şeyi sınıftaki öğrencilerimle paylaşırım.Sınıfta adeta küçük çaplı bir beyin fırtınası ortamı olur.Bazı öğrenciler normal katkılar yaparken bazı öğrencilerin önerileri sınıfta gülüşmeler hatta bazen kahkahalara dönüşür.Dışarıdan bizi izleyen birisinin bizim biyoloji dersi işlediğimize inanması mümkün değildir.Öyle ya canım , güya biyoloji çok sıkıcı ve gıcık bir derstir.
Yoksa hiç bir ders aslında sıkıcı değil de onu biz mi sıkıcı veya sevimli hale getiriyoruz.

Kendi Biyoloji derslerimden örnek verecek olursam bu zaman kadar benim biyoloji dersime giripte ''Biyoloji dersi çok sıkıcı geçiyor.'' diyen bir öğrenciye rastlamadım.Ben öğrencilerime biyoloji öğretmeye çalışmıyorum.Benim amacım onlara dersi sevdirmektir.Biliyorum ki her öğrencim kendine has farklı yeteneklere sahip değişik renklerde açan çok değerli nadide çiçeklerdir.Nasıl topraktaki çiçek tohumları ancak sıcak ortamlarda toprağın altından baş gösterip çiçek açarsa benim nadide çiçeklerim sevgi ortamında kabuğunu kırarak gerçek potansiyelini ortaya çıkarabilir.Eğer kendinin ve kişiliğinin tehdit altında olduğunu düşünürse kaplumbağanın kabuğuna çekildiği gibi kabuğuna çekilir ve yeteneklerini gizler.

Evet, tekrar ediyorum.Benim görevim onlara dersi öğretmek değil sevdirmektir.Eğer dersi sevdirebilirsem bir çok kaplumbağanın kabuğundan başını çıkarak ilerleyeceğini öğretmenlik hayatımda yaşadığım bir çok ilginç olay gösterdi.

Biyoloji dersini sevdirmek ve öğretmek için öğrencilerin de katkıları ile geliştirdiğimiz bir çok ilginç uygulamamız vardır.Bu yazıda bu konu ile ilgili sadece küçük örnekler vermek istiyorum.

11. Sınıf biyoloji konusu Endokrin sistem Hipofiz bezi hormonları :

1.Adrenokortikotropik Hormon(ACTH):Böbrek üstü bezlerini uyararak hormon salgılamalarını sağlar.

2.Lüteotropik Hormon(LTH veya Prolaktin) : Süt bezlerini uyararak süt yapımını sağlar ve annelik duygusunu güçlendirir.

3.Folikül uyarıcı Hormon(FSH): Yumurtalıklarda folüküllerin gelişmesini ve yumurta hücresi oluşmasını sağlar.

Bunun gibi daha birçok hormonun adı görevini bilmek zorundayız.Ben bunu daha değişik sunacağım.

1.AcıTanHormon;Çocuk bisikletinden düşmüş BÖBREĞİNİ AcıTmış.

2.LaTifeHormonu;Latife hanım yeni doğum yapmış ve şefkatle çocuğunu emziriyor

3.Folyokyumurta yok Hormonu:Fol tavukların yumurtladıkları yer folükül vücutta yumurtanın yapıldığı yer.Bu yoksa yumurtada yok.

Sevgiler ve Başarılar.......

Kubilay İPEK Biyoloji Öğretmeni 08 Temmuz.2010 Eskişehir

Devamını Oku.. Read full story